Ruhu dinlendirmek lazım arada….

Filed under:Müzik — posted by admin on May 26, 2007 @ 7:22 pm

Çok hafif bir mum ışığında, yerde yastıklar üzerinde oturmak..Bir elinde şarap tutmak…diğer elinle ise duvarda gölgeler yapmak…Tütsü kokusu gelmeli bir yerden…Kaliteli ,güzel aromalı bir puro…ağır olmayan cinsten….Birşey eksik ama gene….Uygun müzik lazım ortama…Sert olmayacak,sözlü olmayacak..sözlü olsa bile o sözler anlaşılmayacak…Tanıdık enstrümanlar olmayacak içinde…Depresyona da sokmayacak…Huzur vericek….Evet evet buldum…Yann Tiersen dinlenecek o ortamda…Le Phare albümü baştan sona çalacak…ardından Les Retrouvailles dinlenecek…Günlük sorunlar gidecek kafadan..Yarın ne yapıcam,acaba şu ne olacak acaba bu ne olacak…He bu ortamda yalnız olunacak…Geyik olmayacak…Telefonlar kapanacak…Sadece müzik,az alkol,az ışık,az duman….Uyandığınızda müzik hala devam ediyor olacak…Uyuduğunuzun farkında olmayacaksınız çünkü….Yenilenmiş başlayacaksınız o güne…Çok iyi gelecek…hep yapmak isteyeceksiniz ama tadında kalsın diye yapmayacaksınız…Ruhunuzun hafiflediğini göreceksiniz…

Dream Theater-Systematic Chaos albüm eleştirisi

Filed under:Müzik — posted by admin on May 18, 2007 @ 10:20 pm

Progressive rock/metal sevdiğimi beni tanıyanlar bilir….Dream Theater da bu tarzda en sevdiğim gruplardandır..Benim için yeri ayrıdır…Son albümünün de çıkmasını merakla bekliyordum ve nihayet dinledim…

İşte herşey albümü dinlememle başladı…Dream Theater’ı ilk defa dinleyecek biri için mükemmel bir albüm…Yani ilk dinleyen bir adam bütün grup elemanlarına hayran kalır…Ama biz bunu Dream Theater’ın 10 sene evvel ki albümlerinde zaten yaşamıştık…:)

Niye böyle diyorum? Çünkü Dream Theater’ın son albümünde hiç bir yenilik yok…Tamamen kendilerini tekrarlamışlar…Dinlediğiniz her şarkıyı daha evvelden biliyormuşsunuz gibi geliyor…Sanki bir ”best of” albümmüş gibi ama tek farkı yeni şarkılardan oluşması…

Progressive gruplarına baktığımız da kendilerini yenilediklerini görüyoruz…Diyeceksiniz ”Sen Rush’a hayransın,ondan böyle diyorsun” …Ama gene söylüyorum Rush her dönemde müziğini Progressive çerçevesi içerisinde yenilemiştir…Dream Theater’da bu durum söz konusu değil….Train of Thought sert bir albümdü…Grup elemanlarının kendilerini tatmin etmek için yaptığı bir albüm gibi geldi bana….Octavarium ise pek ilgi çekici değildi…Nerede o İmages and Words’ler …Falling into İnfinity’ler ya da Awake’ler…..Bu son albümü dinleyince insanın aklına iki şey geliyor…Ya bu adamlar uç noktada ve daha ilerisi yok…Ya da yeni birşeyler üretemiyorlar….10 üzerinden 6 vereceğim bu albüme…O da Dream Theater diye…İlk defa dinleyecekler hiç düşünmeden alsınlar ama Dream Theater’ı yakından takip edenler eski albümleri dinlemeye devam etsinler….

He albümde güzel şarkı yok mu? Var….Forsaken çok güzel bir parça…Ama farksız…..

Yaşamımın aynası niteliğinde bir resim….

Filed under:Kişisel — posted by admin on May 16, 2007 @ 7:39 pm

Aslında böyle bir yazı yazmayı düşünmüyordum ama resmi görünce dayanamadım..Beni en iyi özetleyen resim bu olsa gerek…Saç,sakal,t-shirt,gömlek,içkiler…Hepsi ayrı ayrı beni anlatıyor…

Saçı uzun sever…Rüzgarda hissetsin diye…Sakalı uzundur…Bizanslı dedelerinden bir miras….T-shirt hayal dünyasında yaşadığının göstergesidir,süper güçleri olduğuna inanır….Gömleği Seattle sevgisini yansıtır…Farklı tarzlar dinlesede o ruhtan ayrılmaz….İçkiler malum…Eksik olmasın hayatından hiçbir zaman…:)

Bir Neyzen Tevfik Klasiği….

Filed under:Beste Şiir — posted by admin on @ 4:03 pm

Bir sitede gördüm çok hoşuma gitti…Herkes okusun,anlayan anlar…

Ne ararsın tanrı ile aramda

Sen kimsin ki orucumu sorarsın?

Hakikaten gözün yoksa haramda

Başı açığa neden türban sorarsın?

Rakı şarap içiyorsam sana ne

Yoksa sana bir zararı içerim.

İkimizde gelsek kıldan köprüye

Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

Esir iken mümkünmüdür ibadet

Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et.

Senin gibi dürzülerin yüzünden

Dininden de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hali sakın unutma

Atatürk’e dil uzatma sebepsiz

Sen anandan yine çıkardın amma

Baban kimdi bilemezdin şerefsiz’

Son Zamanlarda Dinlediğim En İyi Albüm : Christina Aguilera-Back To Basics

Filed under:Müzik — posted by admin on May 12, 2007 @ 10:23 pm

Rock müzik dinlememe rağmen son zamanlarda bu tarz adına ilgi çekici birşeyler üretilmediği kanısındayım…İlgimi çektiğini zannettiğim bir şarkıyı 3 gün dinledikten sonra bıkıyorum….

Çok ilginçki Christina Aguilera’nın ”CandyMan” i izledim Mtv’de ve çok farklı hissettim….Klibini izleyince şarkının verdiği etkiyi daha iyi anlıyoruz…Gerçekten de insanı 60′ların 70′lerin Amerikan Deniz Piyadesi Barlarına götürüyor……

Tarz olarak daha çok R&B yapan Christina bu albümünde Soul,Blues,R&B tarzlarını çok iyi harmanlamış…Son dönem içinde çıkan en iyi pop albümü olarak görüyorum..Orjinalini almaya değer….Şarkılardaki piyano soloları..davul geçişleri..üflemeliler çok etkin…..Christina’nın vokaline diyecek hiçbirşey yok..Mükemmel bir ses….Herkese tavsiye ediyorum..Mutlaka dinlesinler….

Özellikle tavsiye ettiğim şarkılar:

***Makes Me Wanna Pray
***Aint No Other Man
*** İ Got Trouble
*** Save Me From Myself
***Nasty Naughty Boy
***Hurt

Diğer şarkılarda gayet dinlenesi….

Gugıl Edsıns üzerine…

Filed under:Sinirli Eleştiri — posted by admin on May 7, 2007 @ 6:27 pm

Sayfama girenler reklamlar bölümünü görmüştür illa ki….Genelde yazdığım konularla ilgili olan şeylerin reklamları…Tabii bu reklamları sayfama nasıl aldım diye soracak olursanız,Gugıl Edsıns olayı sayesinde cevabını alacaksınız….

GUgıl EdsIns iyi,hoş birşey….İnsanlar gerçekten para kazanabiliyor…Fakat bu sabah Google Adsense üzerine yeni bir izlenimde bulundum…İşyerimde maillarımı kontrol ederken,hesabımın kapandığı haberi ile karşılaştım…Oysa 18 dolar kazanmıştım 5 gün içerisinde…Hem de farklı IP’lerden tıklamıştı insanlar…..Bir düzenbazlık programı da kullanmıyordum ….Sadece arkadaşlarım giriyordu ve reklamlarıma tıklıyorlardı…Zaten google sözleşmesinde de ,arkadaşlarınız tıklayamaz diye bir kaide yok….Gelelim izlenimime….Şimdi bu ”GUGIL” 100 dolar olunca parayı gönderiyor…Tabii 100 doları 5 ayda da toplayabilirsiniz,1 yılda da….O zaman bir lafları yok sanırım Amerikan Abilerimin…Ama benim gibi 5 günde 18 dolar kazanınca abidik gubidik bir gerekçeyle hesabımı kapatıyorlar…Çünkü işlerine gelmiyor…Bu adam her ay 100 dolar kazanır diye düşünüyorlar…Hesap kapatma sebepleri ise ”Bir program kullandığınızdan şüphelendik….” Şuna kısaca desene ”Gugıl”cım 5 günde 18 dolar….Ohaaa diye….Neyse sağlık olsun…Çok şükür ihtiyacım yok buradan gelecek paraya,sadece bir geyik üzerine başlamıştı herşey….Gerçi o geyik gerçek olacak…Açacam Hard Rock Cafe’yi…Ama bunda Gugılın bir katkısı olmayacak…Ayrıca İstanbul Hard Rock Cafe’yi açarsam,wireless sistemimden Gugıl erişimini kaldırıcam..eheheheh :) :)…Bugüne dek reklamlarıma tıklayan herkese sonsuz teşekkürler….Ayrıca bu tespit Gugıl’a kapak olsun…..

Atina Depresyon Günlükleri Episode 3

Filed under:Anı — posted by admin on May 5, 2007 @ 2:45 pm

Yazı 7 : 23.01.07

9o’lar Seattle Grunge ruhunu ya tek başına ya da bu ruhu hissedenlerle yaşayabildiğimi farkettim.Sabahtan beri bakına bakına yürüyorum,kulağımda kulaklıklar,sokakta şarkıları söylüyorum.Belki deli diyorlar,hatta şu oturduğum bar sandalyesinde bile ”Napıyo lan bu” diye baktıklarını hissetmiyor değilim.Ne kadar umrumda olabilir ki?Böyle yaşamayı seviyorum,tek takılmayı seviyorum.Bu arada yan sandalyede bir kız oturuyor,herkese cep telefonun var mı diye soruyor…Amacı farklı oyunlar oynamakmış.Garibimi herkes ‘’sarjım yok” diye kandırıyor.Canım benim telefonumda oyun olsa ve yazar İtalyan modunda gezmesem bulmazmıydım sana telefon :) Ahahah…Eğleniyorum kendi kendime.Silver Surfer t-shirtum güven veriyor nedense…Figürünü bulsam kesin alırım…

Yazı 8: 25.01.07

Gördüğüm ilginç rüya,kafamda yeni bir superkahraman canlandırdı.Dreamman diyorum kendisine,rüyasında elinde tuttuğu şeyi uyanırken yanında buluyor.İnsan olabilir,hayvan olabilir,alet olabilir.Yeter ki temas halinde olsun.Eğer gördüğü kişi,gerçekten yaşıyorsa sabah kendini dreammanin yanında buluyor.Bunu geliştirmeyi düşünüyorum…:) İlginç geldi bana açıkçası.Bir iki kişiye daha açmayı düşünüyorum bu fikri….

(Nedense şimdi yazarken hiç ilginç gelmedi,4 ay önce çok farklıydı oysa :) )

Yazı 9 : 25.01.07

Mano ve Maria ile birlikte HardRock Cafe’ye geldik.Whisky içiyoruz.Burası hayat dolu.-En azından benim için-!!! :)

Yazı 10 : 31.01.07

Yorucu bir günün ardından,4 saatlik yürüyüş bitiminde,kan olduğu gibi ayaklarıma çökmüşken,üstelik Dr.Moreau’nun Adası’nı bitirdikten sonra,Dreamman projesi kafamda yer etmeye başladı.Bu hikayeyi kaleme almak istiyorum.Bakalım hayırlısı !!!

Yazı 11 : 02.02.07

Alice in Chains-Dirt albümünü aldıktan sonra keyfe geldim ve çok daşşaklı bir cafeye girdim.Double espresso söyledim kendime.Güzel bir cd arşivim oldu.Grunge,Progressive,Glam,Hard Rock türlerinden en az 2 tane orjinal albümüm var.Espresson şimdi geldi.Ayılma vakti.Bugün Planetario diye bir yere gideceğiz.Ekranı tavanda olan bir sinema düşünün,kafanı dikip izliyorsun.Kara delikler,gezegenler,yıldızlar,göktaşları…küçüklüğümde annem hep anlatırdı.Bugün orayı görme vakti geldi.

Atina Depresyon Günlükleri Episode 2

Filed under:Anı — posted by admin on @ 12:17 am

Yazı 4 : 23.01.07

Şu anda Acropolis’te bütün tanrıların ortasında oturmuş,yargılanmayı bekler gibi duruyorum.Hepsi gözlerini dikmiş bana bakıyor.Ama suratlarına baktığımda,”Artık bize inanmıyorlar,tek bir tanrıya tapıyorlar.” gibisinden bir yakarış hissettim.Tekrar kendi zamanlarını getirmemi isterlermiş gibi bir halleri var.Asırlar boyu evlerin en güzel yerlerine konmuş heykeller,yapıların tepelerine oturtulmuş büstler şimdi birer basit heykel.Ne adaklar adanmıştı kimbilir bunlara.Ne istekler….kim bilir? .Çocuğum olsun,kocam olsun,işim olsun,param olsun :)
Ya şimdi….Japon’u,Türk’ü,Arap’ı,İtalyan’ı ”vay be” deyip geçiyor.1000 yıl sonra bizim dinimizede uzaylı gibi bakacaklar mı?Hz.İsa heykeli,ikonalar müzelik olacak mı?O zaman nasıl bir tanrısı olacak insanoğlunun.Kaç tane olacak?İster 12,ister 1,isterse 120…Önemli olan sığınacak bir güç değil mi?

Yazı 5 : 23.01.07

Parthenon’un önünde çırılçıplak soyunup,bir çarşafa dolanıp koşasım geldi…..:) (Acropolis,Parthenon tapınağı önünde otururken)

Yazı 6 : 23.01.07

Ve işte beklenen anlardan biri,Hard Rock Cafe Atina.Doors’un gitarı gözümün içine bakıyor.Epiphone-Les Paul..Prince’ın kıyafeti duvarda asılı.John Lennon,Paul McCartney resimleri :) Lynyrd Skynrd davul önü tam karşımda….Elvis Presley’nin ceketi arkamda kaldı :) Biramdan bir yudum aldım.Üst katlara sonra çıkabilirmişim….

Atina Depresyon Günlükleri Episode 1

Filed under:Anı — posted by admin on May 2, 2007 @ 11:54 pm

YAZI 1 : 21.01.07

90’lar Seattle ruhu Atina’da ölmüş bitmiş.İstanbul’da devam ediyor şu an o ruh.Burada sokaklarda o havayı hissedemiyor insan.Bir iş sahibi olma zorunluluğu hissediliyor.Gençler hafif kasıntı.Hepsi sarma sigara içiyor,clublara takılıyor.Bir iki kere grunge modunda yürüdüm de deliymişim gibi baktılar.Benim tarzım buraya yabancı.Uzun saç tikilerin elinde.
Yaşlanıyorum bu arada,gittiğim yerlerde kendimi ‘amca’ gibi hissediyorum.Çok enteresan.Turistmişim gibi takılıyorum,zaten öyleyim.Rumca bildiğim halde İngilizce konuşuyorum büfelerde.Dedikodular aldım sevgilisinden ayrılan olmuş…Hani aşkım canım cicim…Hepsi osuruk…Ahahaha inanmıyorum aşk kavramına.Yüksek derece hoşlanmak sadece olay…

YAZI 2 : 21.01.07

Yabancı olmak…Hiç bilmediğin bir çevrede,dilini yarım yamalak ya da hiç anlamadan oturmak…Bunlar o çevreye yabancı olduğunun göstergesi değil….Kendi çevrende kendini yabancı hissetmek…Asıl seni anlamayan insanların içinde olmak,düşüncelerini,dertlerini anlatamamak…bunlar yabancı hissettiriyor insana kendini…Atina’da bunu anladım…
Yabancı olmak bir kavram değil…Bir his…Yabancı olduğunu hissettiğin zaman yabancı oluyorsun..Ben bunu İstanbul’da yaşıyorum işte…Okulda,evde,çevremde…Yabancı olmak bir sözlük anlamı değil,bir his….Yabancılaşmak her şeye koyuyor bir yerde demiş sanatçı…..

( Bu yazıyı yazarken neden bu kadar kötü hissetmişim hatırlamıyorum)

YAZI 3 : 21.01.07

Atina’da değişik bir yere geldik….Canlı müzik var.Sahnede kendini Ricky Martin sanan bir eleman….Gülecem gülemiyorum..Ne yazıyorum diye bakıyorlar…ahahaha ‘Nah anlarlar’ !!!…Bu arada bir yunan müziği tespiti : La Sol Fa Mi ….Herkesin eşlik edeceği,kulaklara kazınacak bir bestenin yolu bu 4 akordan geçiyor.Çok ilginç diyeceğim ama o kadar ilginç değil.Sahne düzeni çok hoş,ışıklandırmalı….Dansçı hatunları beğendim,takdir ettim.Sarı kafa alayı ama olsun….Şimdilik bu kadar…

Eskiden hazırlamış olduğum bestemin sözleri: DAYATMA VAATLER

Filed under:Beste Şiir — posted by admin on @ 8:33 pm

Ocak 2007′de tedaviye başlamadan önceki depresyon halimle yazdığım bestem….Müziğini ayrıyeten kaydedeceğim siteye…

DAYATMA VAATLER

Dayatma hayatlar peşinde,
Koşmak nereye kadar…
Duysam tanırmıyım içimdeki sesimi
Görmek istediğimi görememek
Nereye kadar….
İçim kan ağlıyor,son damlasına…

Yabancılaşmak her şeye
Koyuyor bir yerde…
Uzaylı gibiyim tüm çevrede
Anlamsız bakışlar üzerimde
Mantıksız sesler gitmiyor kulağımdan…
Bu bir isyan anı,
Sabaha bir şeyim kalmaz.

Dayatma her şey dayatma..
Dayatma vaatler dayatma…

Koşmak nereye kadar…
İsyanlar nereye kadar…

12.01.2007
2mi3


next page


image: detail of installation by Bronwyn Lace