Atina Depresyon Günlükleri Episode 1
YAZI 1 : 21.01.07
90’lar Seattle ruhu Atina’da ölmüş bitmiş.İstanbul’da devam ediyor şu an o ruh.Burada sokaklarda o havayı hissedemiyor insan.Bir iş sahibi olma zorunluluğu hissediliyor.Gençler hafif kasıntı.Hepsi sarma sigara içiyor,clublara takılıyor.Bir iki kere grunge modunda yürüdüm de deliymişim gibi baktılar.Benim tarzım buraya yabancı.Uzun saç tikilerin elinde.
Yaşlanıyorum bu arada,gittiğim yerlerde kendimi ‘amca’ gibi hissediyorum.Çok enteresan.Turistmişim gibi takılıyorum,zaten öyleyim.Rumca bildiğim halde İngilizce konuşuyorum büfelerde.Dedikodular aldım sevgilisinden ayrılan olmuş…Hani aşkım canım cicim…Hepsi osuruk…Ahahaha inanmıyorum aşk kavramına.Yüksek derece hoşlanmak sadece olay…
YAZI 2 : 21.01.07
Yabancı olmak…Hiç bilmediğin bir çevrede,dilini yarım yamalak ya da hiç anlamadan oturmak…Bunlar o çevreye yabancı olduğunun göstergesi değil….Kendi çevrende kendini yabancı hissetmek…Asıl seni anlamayan insanların içinde olmak,düşüncelerini,dertlerini anlatamamak…bunlar yabancı hissettiriyor insana kendini…Atina’da bunu anladım…
Yabancı olmak bir kavram değil…Bir his…Yabancı olduğunu hissettiğin zaman yabancı oluyorsun..Ben bunu İstanbul’da yaşıyorum işte…Okulda,evde,çevremde…Yabancı olmak bir sözlük anlamı değil,bir his….Yabancılaşmak her şeye koyuyor bir yerde demiş sanatçı…..
( Bu yazıyı yazarken neden bu kadar kötü hissetmişim hatırlamıyorum)
YAZI 3 : 21.01.07
Atina’da değişik bir yere geldik….Canlı müzik var.Sahnede kendini Ricky Martin sanan bir eleman….Gülecem gülemiyorum..Ne yazıyorum diye bakıyorlar…ahahaha ‘Nah anlarlar’ !!!…Bu arada bir yunan müziği tespiti : La Sol Fa Mi ….Herkesin eşlik edeceği,kulaklara kazınacak bir bestenin yolu bu 4 akordan geçiyor.Çok ilginç diyeceğim ama o kadar ilginç değil.Sahne düzeni çok hoş,ışıklandırmalı….Dansçı hatunları beğendim,takdir ettim.Sarı kafa alayı ama olsun….Şimdilik bu kadar…