Yıpranmak,yıpratmak,yıpratılmak : İstanbul’dan genele…
İstanbul’da yaşanmaz artık dedik…Yaptık planları programları,gidiyoruz yurtdışına…Peki suç bizde mi , İstanbul’da mı…?
Yıprattık kendimizi burada tutunabilmek için..Çok çalıştık,akıl sağlığımızı kaybetmeye başladık.Bünyeye vurdu bu rahatsızlık çoğunda…Yıprandık,yıprandık,yıprandık….
Peki bugün çevremize baktığımızda çok mükemmel mi görüyoruz bu şehri.Hani eskiden taşı toprağı altın dedikleri yeri…O da yıpranmamış mı hiç? Bizi barındırmak için yeniliklere,yeni isteklere ayak uydurmak için yıpratmamış mı kendisini.Dili olsa da konuşsa…Neler anlatacak kimbilir…Yoksa biz mi yıprattık onu da kendimizle beraber (ki bana kalırsa öyle)…E o zaman yıpratıp,bozup terketmek haksızlık olmaz mı?Gidip de geri dönmemek saf bir kızdan faydalanıp yollamaya benzemez mi? İstanbul’da kızlık mı kaldı be diyeceksiniz içinizden…Ferdi filmlerindeki gibi ‘Çok çalışıp,güçlenip sana geri dönücem’ demek daha doğru değil mi?Ama bu seferde ya o satarsa bizi…Ya kabul etmezse bizi…
Birbirini çok seven iki sevgili düşünün.Birbirleri için didiniyorlar,fedakarlıklar yapıyorlar.Ama gün geliyor ve ayrılıyorlar.Yaşadıkları güzel anlar olmuştur illa ki ,onlar kalıyor hatıra…Ama kendilerine bir baktıklarında birçok şeyden vazgeçtiklerini,ayaklarına gelmiş belki de hayatlarını değiştirecek fırsatları,birbirleri için geri ittiklerini görüyorlar…Aynı böyle insanlık ile İstanbul’un hikayesi..Birbirleri için yıpranan ve sonunda ayrılan iki sevgili…
Tanrı mı? O sevgiliden çoktan ayrıldı insanlık ama haberleri yok.Terkedilmiş ve kapısında yalvaranlar gibi çoğu kişi…Kutsal kitaplarda bile yazıyor terk edilişimizi,cennetten kovulmamızı.Daha fazla cümleye gerek var mı bu konuda?
İdeallerimiz var.Birşeyler yapmak , çok para kazanmak,paramızla itibar kazanmak peşindeyiz.Bunu kabul etmez çoğu kişi ama bu yatıyor bilinçaltında.Düşünüyorum eskiden insanlar kendilerini geliştirmek için eğitim alırlarmış,filozoflardan,bilginlerden.Şimdi ise ‘Doktor ol da çok parayla oyna’ diyorlar.
İstanbul’u yıprattık,kendimizi yıprattık ama birbirimizi yıpratmaktan da geri kalmadık.Böyle gider zaten.
Değişiyorum günden güne.Farklı bir hal alıyorum.4 sene evvel ile alakam yok.Dünden bile farklıyım belki de.Standartlara uymayan o aykırı çocuk içimden kolay kolay çıkmıyor artık.Eskiden içeri girmezdi oysa…Ama gene de bir mesaj,bir kelime yetiyor dışarı çıkmasına…Keşke eski devamlılığını sürdürse.Kafayı çizdiğim dönem mi iyiydim,yoksa kafayı yeni mi çizdim.Erasmus’un ‘Deliliğe Övgü’ de dediği gibi : Onlar akıllıysa eğer deli kim oluyor…