Rüyalar,ödüller ve cezalar…Bölüm2

Filed under:Kısa Öykü — posted by admin on June 15, 2007 @ 2:04 pm

‘’Constantinopolisin surlarında bir delik açılır ve içeri arkasında kırmızı bir bulutla beraber beyaz atı üzerindeki Sultan II.Mehmet girer…Atı şaha kalkar…O sırada atının göğsündeki simgeyi gören herkes diz çöker…Kılıçlarını indirir…Papaz gelir ve haç çıkartır….Çünkü atın göğsündeki simge,gökyüzünü gösteren bir Hz.İsa ikonasıdır.’’

Antonio rüyasında bunları görmüştü…Ve son zamanlarda gördüğü rüyalar üzerine bir yorum yapması gerekiyordu İmparator’a….Ayasofya’dan çıktı ve evine doğru ilerledi…Haberci kapısında bekliyordu…Rüya yorumlarını ne zaman ileteceğini sormuştu….Antonio cevap veremedi..En yakın zamanda vereceğini söyledi…Ama elini çabuk tutsa belki de hazırlıklar yapılabilirdi..Belki de Constantinopolis düşmezdi..Hz.İsa resmi belki de Constantinopolis leyhine bir işaretti…

Rüyalar,ödüller ve cezalar…Bölüm1

Filed under:Kısa Öykü — posted by admin on June 11, 2007 @ 10:07 am

14 Nisan 1453…Constantinopolis….

Kan ter içinde uyanan Antonio rüyasını krala anlatmak zorundaydı….Ama nasıl bahsedecekti…Bu rüya onu kellesinden edebilirdi….

Antonio ile Costa ikiz kardeştiler….İmparatorluğun kahinleri ve rüya yorumcuları…Ama başkalarının rüyalarından ziyade kendi gördükleri rüyaları yorumlarlardı…Bugüne kadar hiç yanılmamışlardı…Antonio uyandığında rüyasını once Costa’ya anlattı…İkiz kardeşi aynı rüyayı gördüğünü ama anlatmayı düşünmediğini söylemişti…Oysa durum çok karışıktı…Anlatmasalar bile olay gerçekleştikten sonra niye bahsetmedikleri için gene öldürüleceklerdi…Tanrı katından verilmiş bir hediye bu sefer sonları olmak üzereydi….

Antonio cüppesini giyip Aya Sofya’ya gitti…Bir mum yakıp kilise içerisinde derin düşüncelere daldı…Nasıl bahsedecekti bu rüyadan…İsa’nın koruması altında olan bir Türk’ün ,Constantinopolis’i devireceğini nasıl anlatacaktı İmparatora…..

12 TANRI’YI YAŞAMAK

Filed under:Kısa Öykü, Mitoloji — posted by admin on April 29, 2007 @ 11:21 pm

gse_multipart19242.jpg

Rüzgarın ağırlığını hissetmek için uzattım saçlarımı,deniz kokusunu sindirmek için yüzüme,saldım bıyık ve sakalımı.Güneşi üzerime çekmek için giyindim simsiyah.Metalci dediler,dinlerdim ama niyetim o değildi.Yüreğimde 12 tane Tanrı vardı.Hepsini ayrı ayrı hissediyordum.Ateşi bile kibritle yakmaktan zevk aldım.Doğal geldiği için,Ateş Tanrısı HEPHAESTUS’un parmak şıklatmasını duydum hep o ilk cızırtıda.Onun evinin kokusu sindi parmaklarıma .

Garip geldi insanlara bu tavırlarım,asıl garip olan onlardı benim için.Çıplak ayakla toprağa basmam marjinal olmak için değildi.PERSEPHONE çıkmış mı yeryüzüne onu hissetmeye çalıştım DEMETER’in toprağında.Güneş üzerime her vurduğunda APOLLON’un bedenini hissediyordum ikinci kişiliğim olarak.Bakışlarımdan ışık saçtığımı düşünüyordum.

Deniz kokusu POSEİDON’un traş losyonuydu suratımda.Beni kıskanan bir kızda HERA’nın bakışlarını görüyordum.HERA’nın gözleriydi EROS’un aşk okunu bana iyice saplayan.

İnsanlar marjinal dediler bu yaşamıma,oysa benim hayatta tek ,pardon :) 12 yönden bağımdı bu hisler.Biri eksilse dengesizleşiyordum.İşte o zaman HADES’in gülüşü geliyordu kulağıma.3000 yıl önceki inanç ,şu an ki mitolojiydi beni mutlu eden.Hala da öyle ….


previous page


image: detail of installation by Bronwyn Lace