Facebook’s Lost Control

Filed under:Sinirli Eleştiri — posted by admin on November 2, 2007 @ 4:55 pm

Her açık gördüğüm diz üstü bilgisayarda,hergün gazetenin bir köşesinde gördüğüm,sokakta insanların konuşmalarından duyduğum,yok ilkokul arkadaşımı buldum ,yok eski sevgilimi buldum,yok tek gecelik ilişkimi buldum, muhabbetlerinden iyice bunalıp neredeyse ilk açıldığı zamanlar kayıt olduğum ama sonra insanların hayatını kontrol etmeye başladığını düşündüğüm Facebook’dan bugün kurtuldum…Gittim ‘deactivate my account’ bölümüne tıkladım ve az ama öz çevreme geri döndüm…Lise merdiveninde görüp ekleyenlerin,arkadaşımın arkadaşısın diyip ekleyenlerin,aaa bunu bir yerden tanıyorum diyip ekleyenlerin hepsinin yüzüne kapadım Facebook’u….Görüşmek istediğim adamı zaten bir şekilde bulurum diye düşünüyorum…Tamam ben de bir hevesle arattım ilkokul arkadaşlarımı…Ama ne oldu…”Eeee abi ne var ne yok” sorusu cevapsız kaldı…Muhabbet daha ileri gitmedi…Facebook’umda varmış 80 arkadaş…Cep telefonumda yaptığım eleme sonucu ailemi saymazsam geriye kalıyo 10 arkadaş….Facebook’ta ki 7o kişi fazlalığı ne peki….Valla ”cybersocial” olmak bana göre değilmiş bunu anladım….Arkadaşlarıma resimleri e-mail atarım…Rakı sofrasını nevizadede,dansa kaldırmayı,güldürmeyi,gıdıklamayı da gerçek hayatta yaparım…

Facebook illetinden kurtuldum,kendimi şanslı hissediyorum…Çünkü ”Facebook is Lost Control”…

Cevahir’de Varoş olmak….

Filed under:Sinirli Eleştiri — posted by admin on October 11, 2007 @ 5:48 pm

Bayram harçlığını kapmış,cicilerini giymiş kopiller ‘velevüleeeeee züüürrrrtttt” gibisinden sesler çıkararak etrafta koşuşuyolardı…Merdivenlerden koşarak çıkıyorlar…Mağazalarda herşeyi elliyorlar…Kimisi ergen olmuş ”Gidek de bi sigara içekkk laannn” diye konuşuyorlardı aralarında…Amerikan polisinin kahvesini aldığı,bizim burda entel işi olan Starbucks bile kopillerden nasibini almıştı..”abi abiiii kahve var mı abiii?” ….

Ama günün en süperini söylüyorum…Yeni rakı amblemli gömleğiyle tiki çakması kız arkadaşını cevahire getiren süper ötesi insan….Evet kendisine hayran kaldım..Arkadan gayet ciks duran ama döndüğünde yeni rakı fabrikasında çalışıyorum ben gömleğiyle dolaştığı anlaşılan abiye soruyorum….”Hocam bir t-shirt niye almadın evden,tuvalette değiştirirdin….Bak hem hatun kişi de ciks gözükmeye çalışıyor” Yazık günah değil mi onca emeğe…..

Keşke insanları sınıflandırmak zorunda kalmasaydım….Ama elimde değil,maalesef İstanbul’da sokağa çıktığım zaman ‘Metalci,tiki,rapçi,varoş,sosyetik,fakir,zengin…” gibisinden kavramları aklıma getirmemem imkansız oluyor….He bu arada metalciler tikiler rapçiler de kendi aralarında kategorilere ayrılıyor..Çakma metalci,harbi metalci,varoş rapçi,harbi rapçi gibi….

Cevahir’de gerçeklerle karşılaştıktan sonra darallar gelmeye başladı…Böyle gözlerim döner gibi oldu…Lütfen dokunmayınız diye kocaman yazılmış olan inek heykellerinin üstüne çocuğunu oturtmuş amcaları görünce iyice geldiler…Attım kendimi sokağa direkt,taktım kulaklıkları hızlı hızlı yürüdüm eve….

Bunu atlamamam lazım….Bir merdivenin camı kırılmış…Böyle çatlak çatlak olmuş…Hani güvenlik açılsından hemen tuz buz olan ve öyle bir süre daha dayanan camlar vardır ya….İşte onlardan…Adamlar üstüne not yazmış…..Cam kırıktır..Lütfen dokunmayınız ve yaslanmayınız….Yaa diğer insanları bilmiyorum ama ben böyle notlar gördükçe deliriyorum…Ona dokunulmaması ve yaslanılmaması gerektiği zaten bir gerçek..Bunu bir gerizekalılar anlayamaz…Onlarda yazsa bile anlamaz zaten…İnsanlar not olmadan buna yaslanır mı ki diye düşündüm..Demek var ki yaslanan koymuşlar…Ofofofofo çok fena….Gene geldiler onu görünce…

Eve geldim koştura koştura….Krizden çıkana kadar bir süre odamda kalmayı düşünüyorum….

Bir pazar günü ne kadar kötü olabilir???

Filed under:Sinirli Eleştiri — posted by admin on September 23, 2007 @ 7:35 pm

Sabah 13:00′da kalkılır…Tam odadan çıkacakken salondan altkomşu Ayla the Kolpa’nın sesi duyulur…Kafa bekareti açısından salona gidilmez…İki saat oda da beklenir…Bu sefer mide ve böbrekler bekaretini kaybeder…En sonunda dayanılamaz…Tuvalet,kahve ve bir iki dilim ekmeğe ihtiyaç vardır…Hızlı bir manevra ile mutfaga gitmeye çalışılırken Ayla The Kolpa’ya yakalanılır….15 dakikalık ayakta dikip kafa bekaretini alma süresinde,Almanya,Venedik,İtalya gezilir..Münih’^te 15 gün kalınır…Ordan şuraya gidilir…Burdan oraya…Tabii en sonunda acı gerçek açıklanır…”Okulum bitmeden hiç bir yere gidemem” ….”Hımm” cevabı alınır…Birinci vitese alınır ve mutfaga girilir…Anne bu saatte mi kalktın diye bir fırça çeker..Bilmez ki oda da 2 saat beklemişsin…Kahve alınır doğru odaya…İğrenç pazar günü..Msn boş,downloadluk bişiy yok…haber yok…mail yok….Peder gelir odaya..İŞ güç,ne olacak Türkiye’nin hali…Ayla The Kolpa hakkında konuşulur…Tam Ayla gider ki Peder internet alemini kullanarak SSK’dan bilgi almak ister…Birşekilde o iş halledilir…Oyun oynanır..oyun kapatılır…oyun oynanır..oyun kapatılır..oyun oynanır…”Zikerim” denir uzanılır…Gerzek haberler başlar…Telli Baba kadın mıydı??? Süleymaniye Camii en daşşaklı Camii…Tayyip Lopez’le iftar yapcak..Sanki iftarda Lopez’i yiyecek..Neyse kurcalama…Saat 20:00 olur….7 saat bomboş geçmiştir..Nikotin krizi de yanında kar tabii…Beyin bir kamaşır…Gözler döner…Yataktan çıkılır….Gene bilgisayar başına geçilir…Bir pazar bu şekilde iğrenç olur…Dini bir güce inanmadığın için bugünü shift+delete etmek için yalvaracağın hiçbirşey yoktur…Zaman hala geçer…Bloga yazı yazılır…Belki 5 dakika çabuk geçer diye…Sonra msn e blog adresi verilir…Belki birkaç kişi girer de okur diye…Okusalar ne olacak sanki…Bir pazar günü bu kadar kötü olabilir….

Kiliselerin yüz karası : Saint Antuan

Filed under:Sinirli Eleştiri — posted by admin on August 16, 2007 @ 1:17 am

Taksime giden gelen herkes bilir illa burayı….Hiç olmazsa bir kere girmiştir ömründe…Kapısı günde 12 saat açık,gelen geçen hanı,buluşma noktası,zaman geçirme merkezi,alay konusu etme mekanı Saint Antuan Kilisesi….İçeri girip osuranı (marifetmiş gibi gelip bana anlattılar bunu),oturma bölgelerinde sarmaş dolaş duranlar,isa heykelinin cam kafesine rujla isim yazanlar,girişteki okunmuş suyu parmaklayıp parmaklayıp duranlar (neyse ki kaldırıldı artık o)…..

Geçen gün yurtdışından gelmiş olan kuzenimi gezdirmek amacıyla oraya götürdüm…Dedim güzel bir yapı..görsün…İçerde biraz dolaştık ve şok olduk…..İsa heykeli yeniden boyanmış…Ama sadece görünen yerleri..Arkasından bakınca eski boyalar gözüküyor…Bunun yanısıra boya sırasında İsa heykelinin parmağını kırmışlar ve yara bandıyla yapıştırmışlar…Adamın ellerinde çivi delikleri,içinde kanlar ama parmağında yara bandı…
”Çivi yedim komadı ama parmağım kesildi bantladım” dercesine bakıyordu insanlara…….Güldük bayaa..Kuzen resim çekiyordu..Dedim resim çekme yasak..O sırada kafamıbir çevirdim..Amcanın biri kopmuş toprağından atlamış gelmiş İstanbul’a..Suratında Taksim’i ilk gören adamın mutluluk ifadesi….Sarılmış Saint Antuan’a…oturmuş da sehpasının üstüne,cep telefonuyla resmini çeken arkadaşına poz veriyor…Milletin önünde secd edip,öptüğü heykel meğer bizim varoşun askerlik arkadaşıymış…Acaba Amca’mı Fransa’da Şövalyeydi yoksa Antoine’mı Ağrı Dağı’nın eteğinde topçubaşıydı….İster istemez ambale oldum…

Şimdi kabahati kimde aramak lazım? Kiliseyi umumhane gibi paso açık tutan,sırf gelen geçen racon icabı mum yaksın kitap alsın da para kazanalım diye işleten kilise yönetiminde mi,yoksa oraya girdiğinde ‘Kilise bir ibadethanedir’ kavramını unutanlarda mı? Şahsen bu kişiler camiilerde halılar üzerinde birdirbir veya uzuneşşek oynuyorlar mı? Ya da ”Allah” yazısının üstüne tırmanıp resim çekiyorlar mı bilemiyorum……Ama gene de kabahati iki tarafta da aramak lazım…Mesela Ortodoks kiliseleri Pazar haricinde hiçbir zaman açık değildir…Haftaiçi de açıksa eğer muhtemelen bayramdır ya da cenazedir….”Ben gezmeye geldiydim” diye girilmez kolay kolay….Katolik kiliseleri de böyledir aslında…St.Espri,St.Maria kiliseleri bu şekilde değildir…Ama Saint Antoine’ın böyle olmasının arkasında kesin başka şeyler yatıyor..Bir para götüren var illa ki…He eğer böyle devam edecekse St.Antoine Müzesi yapalım…5 ytl ‘de giriş ohhh miss……

İyi bir hristiyan değilim,hatta bence ben hiçbir dine mensup değilim…Yani bunu kendime saygısızlık olarak alıp da yazmadım…Sadece biraz saygı ve anlayış için herşey….

Saint Antuan daha şebekleşmek isterse vereceğim tavsiyeler:

O yara bandı yerine tendürdiyotlu sargı bezi koyarsanız daha karizmatik olabilir….Hatta çarmıhta gerili olan İsa heykelinin üstüne konuşma balonu çizip ”ACIMADI Kİİİİ” yazabilirsiniz… Çok etkili olur…..

Saygılar Sevgiler…

Bir Beşiktaşlı’ya Yapılacak En Büyük Kötülük

Filed under:Sinirli Eleştiri — posted by admin on June 19, 2007 @ 9:54 am

Transfer döneminin sönük ismi Beşiktaş….Millet takımını Sirk’e çevirdi..Biz hala yerimizde sayıyoruz…..Mehmet Yozgatlı gibi 5 adam varken takımda,gidip hala böyle transferler yapılıyor….

Ve Beşiktaş’tan yılın bombası….Ama Beşiktaşlı taraftarın kafasına düşen bir bomba….Rüştü Beşiktaş’ta….Fener Roberto Carlos’un yanına Ronaldo’yu almayı düşünürken,Beşiktaş ne yapıyor…Geri Dönüşüm Kutusu gibi bütün artıkları topluyor….

Vakti zamanında Fener Feyyaz’ı aldığında tribünler ”Fener Feyyaz’ı .ötüne soksun” diye bağırıyordu…Şimdi ”Kartal Rüştü’yü .ötüne soksun” dediklerinde hiç kızmamak lazım…

Ayrıca Rüştü çıkıyor ve ben hala Fenerli’yim diyor…Ofofof….Kombine alacaktım ama vazgeçtim…İki taraftarı da üzen bir transfer oldu bu….

Gugıl Edsıns üzerine…

Filed under:Sinirli Eleştiri — posted by admin on May 7, 2007 @ 6:27 pm

Sayfama girenler reklamlar bölümünü görmüştür illa ki….Genelde yazdığım konularla ilgili olan şeylerin reklamları…Tabii bu reklamları sayfama nasıl aldım diye soracak olursanız,Gugıl Edsıns olayı sayesinde cevabını alacaksınız….

GUgıl EdsIns iyi,hoş birşey….İnsanlar gerçekten para kazanabiliyor…Fakat bu sabah Google Adsense üzerine yeni bir izlenimde bulundum…İşyerimde maillarımı kontrol ederken,hesabımın kapandığı haberi ile karşılaştım…Oysa 18 dolar kazanmıştım 5 gün içerisinde…Hem de farklı IP’lerden tıklamıştı insanlar…..Bir düzenbazlık programı da kullanmıyordum ….Sadece arkadaşlarım giriyordu ve reklamlarıma tıklıyorlardı…Zaten google sözleşmesinde de ,arkadaşlarınız tıklayamaz diye bir kaide yok….Gelelim izlenimime….Şimdi bu ”GUGIL” 100 dolar olunca parayı gönderiyor…Tabii 100 doları 5 ayda da toplayabilirsiniz,1 yılda da….O zaman bir lafları yok sanırım Amerikan Abilerimin…Ama benim gibi 5 günde 18 dolar kazanınca abidik gubidik bir gerekçeyle hesabımı kapatıyorlar…Çünkü işlerine gelmiyor…Bu adam her ay 100 dolar kazanır diye düşünüyorlar…Hesap kapatma sebepleri ise ”Bir program kullandığınızdan şüphelendik….” Şuna kısaca desene ”Gugıl”cım 5 günde 18 dolar….Ohaaa diye….Neyse sağlık olsun…Çok şükür ihtiyacım yok buradan gelecek paraya,sadece bir geyik üzerine başlamıştı herşey….Gerçi o geyik gerçek olacak…Açacam Hard Rock Cafe’yi…Ama bunda Gugılın bir katkısı olmayacak…Ayrıca İstanbul Hard Rock Cafe’yi açarsam,wireless sistemimden Gugıl erişimini kaldırıcam..eheheheh :) :)…Bugüne dek reklamlarıma tıklayan herkese sonsuz teşekkürler….Ayrıca bu tespit Gugıl’a kapak olsun…..



image: detail of installation by Bronwyn Lace