Neden bu filmin son sahnesi beni ağlatıyor…..

Filed under:film inceleme — posted by admin on October 13, 2007 @ 4:29 pm

Türkan Şoray,Bulut Aras,Sener Sen,İlyas Salman,Adile Naşit gibi önemli isimlerin oynadığı ”Sultan” isimli filmde (Şener Şen deyişiyle Tultan ) bir final sahnesi var ki 1996′dan beri her izlediğimde ağlamaya başlıyorum….

Sahne şöyle: Minibüs şoförü çapkın Kemal,Sultan’ın arkasından koşar..Elinde bir kutu vardır…Sultan ona gelmemesini söyler ,taş atar…Kemalin kaşına gelir kan akar…O sırada Kemal’in Sultan’a bir bakışı vardır ki…Birinci darbeyi orda alıyorum işte…Ardından kavga etmeye başlarlar…Sonra o kutu birden Kemal’in elinden fırlar,havalanır ve içinden gelinlik çıkar…Sultan şaşırmıştır…Dimitri ağlamaktadır….:)

Geliyorum kendime sorduğum soruya…Niye 12 yaşımdan beri o sahnede her seferinde ağlıyorum ve her seferinde annem beni ağlarken yakalıyor ve niye her seferinde ‘’salak gene mi ağladın” diye soruyor ve niye her ağlama sonrasında ”ahahaha gene ağladım lan” diye kendimle dalga geçiyorum…Bunun sırrını çözeceğime yürekten inanıyorum…Belki reenkarne olmuşumdur da önceki hayatımda evlilikten dönmüşümdür falan..Bilemiyorum….

Narsist…….06.09.2006 saat 03:19 da yazıp bestelemişim….

Filed under:Beste Şiir — posted by admin on @ 2:47 am

NARSİST

Hayatımdan gidişiniz
Yıldız kayması gibi oldu
Dilek tuttum ardınızdan
Bir daha sizi görmemek için

Yaşayamam sandınız dimi beni?
Bakın işte buradayım..
Kendime kadeh kaldırıp
İçkimi yudumlamaktayım

Kime ne dediğimden kime ne
Hislerim çekilmiş size ne

Belirli standartlar doğrultusunda
Olmaktan bıktım,kime ne
Özlemek zorunda değilim ki ben sizi..
Kendime aşığım belki,bundan kime ne….

(Kafayı da çekmemiştim gerçi o günü …:) )

Cevahir’de Varoş olmak….

Filed under:Sinirli Eleştiri — posted by admin on October 11, 2007 @ 5:48 pm

Bayram harçlığını kapmış,cicilerini giymiş kopiller ‘velevüleeeeee züüürrrrtttt” gibisinden sesler çıkararak etrafta koşuşuyolardı…Merdivenlerden koşarak çıkıyorlar…Mağazalarda herşeyi elliyorlar…Kimisi ergen olmuş ”Gidek de bi sigara içekkk laannn” diye konuşuyorlardı aralarında…Amerikan polisinin kahvesini aldığı,bizim burda entel işi olan Starbucks bile kopillerden nasibini almıştı..”abi abiiii kahve var mı abiii?” ….

Ama günün en süperini söylüyorum…Yeni rakı amblemli gömleğiyle tiki çakması kız arkadaşını cevahire getiren süper ötesi insan….Evet kendisine hayran kaldım..Arkadan gayet ciks duran ama döndüğünde yeni rakı fabrikasında çalışıyorum ben gömleğiyle dolaştığı anlaşılan abiye soruyorum….”Hocam bir t-shirt niye almadın evden,tuvalette değiştirirdin….Bak hem hatun kişi de ciks gözükmeye çalışıyor” Yazık günah değil mi onca emeğe…..

Keşke insanları sınıflandırmak zorunda kalmasaydım….Ama elimde değil,maalesef İstanbul’da sokağa çıktığım zaman ‘Metalci,tiki,rapçi,varoş,sosyetik,fakir,zengin…” gibisinden kavramları aklıma getirmemem imkansız oluyor….He bu arada metalciler tikiler rapçiler de kendi aralarında kategorilere ayrılıyor..Çakma metalci,harbi metalci,varoş rapçi,harbi rapçi gibi….

Cevahir’de gerçeklerle karşılaştıktan sonra darallar gelmeye başladı…Böyle gözlerim döner gibi oldu…Lütfen dokunmayınız diye kocaman yazılmış olan inek heykellerinin üstüne çocuğunu oturtmuş amcaları görünce iyice geldiler…Attım kendimi sokağa direkt,taktım kulaklıkları hızlı hızlı yürüdüm eve….

Bunu atlamamam lazım….Bir merdivenin camı kırılmış…Böyle çatlak çatlak olmuş…Hani güvenlik açılsından hemen tuz buz olan ve öyle bir süre daha dayanan camlar vardır ya….İşte onlardan…Adamlar üstüne not yazmış…..Cam kırıktır..Lütfen dokunmayınız ve yaslanmayınız….Yaa diğer insanları bilmiyorum ama ben böyle notlar gördükçe deliriyorum…Ona dokunulmaması ve yaslanılmaması gerektiği zaten bir gerçek..Bunu bir gerizekalılar anlayamaz…Onlarda yazsa bile anlamaz zaten…İnsanlar not olmadan buna yaslanır mı ki diye düşündüm..Demek var ki yaslanan koymuşlar…Ofofofofo çok fena….Gene geldiler onu görünce…

Eve geldim koştura koştura….Krizden çıkana kadar bir süre odamda kalmayı düşünüyorum….

Scott Weiland gibi hissetmek….

Filed under:Müzik — posted by admin on @ 5:38 pm

Belki son günlerde çok fazla Stone Temple Pilots ve Velvet Revolver dinlememden kaynaklanıyordur ama kendimi Scott Weiland gibi hissediyorum..Yolda yürürken,bir yerde oturmuş birşeyler içerken,çakmağımı yakarken hatta gazete okurken bile….Adamın tipiyle benimkisi arasında alaka yok…Ama sanki Scott’a bakıldığında akla gelen şeyler sanki bana bakıldığında da geliyormuş gibi geliyor….Önce gay mi acaba diye bir şüphe…sonra yanına yaklaşıldıkça karizmatik….Ahahaha kendime karizmatik dedim sanki…Öyleyim demiyorum öyle hissediyorum dedim….Beğeniyorum lan kendimi var mı ahahah….

Gittim Gördüm : Yok Öyle Birşey…

Filed under:Kısa Öykü — posted by admin on October 5, 2007 @ 6:00 pm

Geçen gün öldüm ben…Böyle koydular beni yatağın üstüne…Elliyolar kaldırıyolar falan,hissediyorum ama tepki veremiyorum..Boktan bir durum yani..Birden içim mi geçti ne…İçimden birşey yukarı doğru yükseldi…Dedim bir tur atıym…Herkes orda…Elvis Presley,Marilyn Monroe,Kurt Cobain,Layne Staley…Ayrıca Aleko Daravanoğlu (dedem),Ayhan Erman (Dede dediğim mükemmel insan),Culi (rahmetli köpeğimiz)…Ve daha birçok canlı..Hepsi oturmuşlar geyik yapıyorlar…Dedim ne bekliyorsunuz…Dediler yaa yıllarca bekledik Araf,Cennet,Cehennem yok köprü zart zurt..Hala birşey çıkmadı…Bekliyoruz belki çıkar diye…..Şaşırdım tabii bende…Dedim bekleyeceğinize gelsenize geri yanımıza…Yok dediler…Bekliycez ..İnat etmişler…Dolandım biraz içerde..Kapıları açtım kapadım..Bu arada ne Latince, ne İbranice,Ne Arapça bir yazı içerde…Bildiğiniz İngilizce levhalar…Wrong Turn…Stop….Turn Left…..8O Km….Şaşırdım gene tabii…Bayaa bir takıldım orda…Baktım kimsenin geleceği yok…Dedem Kurt ile tavla atıyordu…Culi sıçmış batırmış bir köşeye…Durdum biraz muhabbet ettim…Layne Staley ile lafladım biraz…İstanbulluyum aslen Seattlelıyım dedim…Yemedi….

Bekledim bekledim ve gördüm ki Ne Tanrı var orda ne de Peygamber…Dedim ben geri dönüyorum…Dediler bekle gelcekler birgün..Yok dedim ben almıym…Okulu bitirip İtalya’ya gitcem ben dedim…Bastım geri döndüm….Demek istediğim arkadaşlar ölenle ölünmez :) Yani baktınız dönmüyor giden..Orada bekliyor demektir bu…Tabii intihar falan etmeyin görmek için..O zaman beden hasar aldığı için geri dönemiyorsunuz…

Saygılar Sevgiler…

Bir pazar günü ne kadar kötü olabilir???

Filed under:Sinirli Eleştiri — posted by admin on September 23, 2007 @ 7:35 pm

Sabah 13:00′da kalkılır…Tam odadan çıkacakken salondan altkomşu Ayla the Kolpa’nın sesi duyulur…Kafa bekareti açısından salona gidilmez…İki saat oda da beklenir…Bu sefer mide ve böbrekler bekaretini kaybeder…En sonunda dayanılamaz…Tuvalet,kahve ve bir iki dilim ekmeğe ihtiyaç vardır…Hızlı bir manevra ile mutfaga gitmeye çalışılırken Ayla The Kolpa’ya yakalanılır….15 dakikalık ayakta dikip kafa bekaretini alma süresinde,Almanya,Venedik,İtalya gezilir..Münih’^te 15 gün kalınır…Ordan şuraya gidilir…Burdan oraya…Tabii en sonunda acı gerçek açıklanır…”Okulum bitmeden hiç bir yere gidemem” ….”Hımm” cevabı alınır…Birinci vitese alınır ve mutfaga girilir…Anne bu saatte mi kalktın diye bir fırça çeker..Bilmez ki oda da 2 saat beklemişsin…Kahve alınır doğru odaya…İğrenç pazar günü..Msn boş,downloadluk bişiy yok…haber yok…mail yok….Peder gelir odaya..İŞ güç,ne olacak Türkiye’nin hali…Ayla The Kolpa hakkında konuşulur…Tam Ayla gider ki Peder internet alemini kullanarak SSK’dan bilgi almak ister…Birşekilde o iş halledilir…Oyun oynanır..oyun kapatılır…oyun oynanır..oyun kapatılır..oyun oynanır…”Zikerim” denir uzanılır…Gerzek haberler başlar…Telli Baba kadın mıydı??? Süleymaniye Camii en daşşaklı Camii…Tayyip Lopez’le iftar yapcak..Sanki iftarda Lopez’i yiyecek..Neyse kurcalama…Saat 20:00 olur….7 saat bomboş geçmiştir..Nikotin krizi de yanında kar tabii…Beyin bir kamaşır…Gözler döner…Yataktan çıkılır….Gene bilgisayar başına geçilir…Bir pazar bu şekilde iğrenç olur…Dini bir güce inanmadığın için bugünü shift+delete etmek için yalvaracağın hiçbirşey yoktur…Zaman hala geçer…Bloga yazı yazılır…Belki 5 dakika çabuk geçer diye…Sonra msn e blog adresi verilir…Belki birkaç kişi girer de okur diye…Okusalar ne olacak sanki…Bir pazar günü bu kadar kötü olabilir….

Hıyar sat,hıyar,hıyar,hıyar…hıyar sat

Filed under:film inceleme — posted by admin on August 26, 2007 @ 7:41 pm

Şener Şen ve İlyas Salman’ın başrollerini oynadığı ‘Dolap Beygiri’ isimli filmden Türkiye’de üniversite mezunu olmanın anlamını önemini belirten mükemmel bir replik…..

”Memur musun? Üniversite mezunusun demek…Çalışmakla olmaz..Hıyar sat,hıyar,hıyar,hıyar…Hıyar sat…Köşeyi dön..Hıyar sat…

Nitekim Ali isimli üniversite mezunu genç diplomasını el arabasına asıp hıyar satıyordu….Ben de aynı şekilde diplomayı tezgaha asıp ya pilav satmayı ya da hindistan cevizi ve ananas satmayı düşünüyorum…Cadde de prim yapar hem…Diplomalı ananasçı…Ya da mehmet kardeşimle ortak bir hıyarcı arabası alırız..Hıyarcı oluruz…Di mi Mehmet?
Mehmet: Evet abi…

Kiliselerin yüz karası : Saint Antuan

Filed under:Sinirli Eleştiri — posted by admin on August 16, 2007 @ 1:17 am

Taksime giden gelen herkes bilir illa burayı….Hiç olmazsa bir kere girmiştir ömründe…Kapısı günde 12 saat açık,gelen geçen hanı,buluşma noktası,zaman geçirme merkezi,alay konusu etme mekanı Saint Antuan Kilisesi….İçeri girip osuranı (marifetmiş gibi gelip bana anlattılar bunu),oturma bölgelerinde sarmaş dolaş duranlar,isa heykelinin cam kafesine rujla isim yazanlar,girişteki okunmuş suyu parmaklayıp parmaklayıp duranlar (neyse ki kaldırıldı artık o)…..

Geçen gün yurtdışından gelmiş olan kuzenimi gezdirmek amacıyla oraya götürdüm…Dedim güzel bir yapı..görsün…İçerde biraz dolaştık ve şok olduk…..İsa heykeli yeniden boyanmış…Ama sadece görünen yerleri..Arkasından bakınca eski boyalar gözüküyor…Bunun yanısıra boya sırasında İsa heykelinin parmağını kırmışlar ve yara bandıyla yapıştırmışlar…Adamın ellerinde çivi delikleri,içinde kanlar ama parmağında yara bandı…
”Çivi yedim komadı ama parmağım kesildi bantladım” dercesine bakıyordu insanlara…….Güldük bayaa..Kuzen resim çekiyordu..Dedim resim çekme yasak..O sırada kafamıbir çevirdim..Amcanın biri kopmuş toprağından atlamış gelmiş İstanbul’a..Suratında Taksim’i ilk gören adamın mutluluk ifadesi….Sarılmış Saint Antuan’a…oturmuş da sehpasının üstüne,cep telefonuyla resmini çeken arkadaşına poz veriyor…Milletin önünde secd edip,öptüğü heykel meğer bizim varoşun askerlik arkadaşıymış…Acaba Amca’mı Fransa’da Şövalyeydi yoksa Antoine’mı Ağrı Dağı’nın eteğinde topçubaşıydı….İster istemez ambale oldum…

Şimdi kabahati kimde aramak lazım? Kiliseyi umumhane gibi paso açık tutan,sırf gelen geçen racon icabı mum yaksın kitap alsın da para kazanalım diye işleten kilise yönetiminde mi,yoksa oraya girdiğinde ‘Kilise bir ibadethanedir’ kavramını unutanlarda mı? Şahsen bu kişiler camiilerde halılar üzerinde birdirbir veya uzuneşşek oynuyorlar mı? Ya da ”Allah” yazısının üstüne tırmanıp resim çekiyorlar mı bilemiyorum……Ama gene de kabahati iki tarafta da aramak lazım…Mesela Ortodoks kiliseleri Pazar haricinde hiçbir zaman açık değildir…Haftaiçi de açıksa eğer muhtemelen bayramdır ya da cenazedir….”Ben gezmeye geldiydim” diye girilmez kolay kolay….Katolik kiliseleri de böyledir aslında…St.Espri,St.Maria kiliseleri bu şekilde değildir…Ama Saint Antoine’ın böyle olmasının arkasında kesin başka şeyler yatıyor..Bir para götüren var illa ki…He eğer böyle devam edecekse St.Antoine Müzesi yapalım…5 ytl ‘de giriş ohhh miss……

İyi bir hristiyan değilim,hatta bence ben hiçbir dine mensup değilim…Yani bunu kendime saygısızlık olarak alıp da yazmadım…Sadece biraz saygı ve anlayış için herşey….

Saint Antuan daha şebekleşmek isterse vereceğim tavsiyeler:

O yara bandı yerine tendürdiyotlu sargı bezi koyarsanız daha karizmatik olabilir….Hatta çarmıhta gerili olan İsa heykelinin üstüne konuşma balonu çizip ”ACIMADI Kİİİİ” yazabilirsiniz… Çok etkili olur…..

Saygılar Sevgiler…

Öldürmek,ölmek….

Filed under:Kısa Öykü — posted by admin on August 2, 2007 @ 10:44 pm

Bazen kan görmek ister insan…Bu dünyanın ilk gününden beri varolan kurallardan biridir belki de…İçten gelen ama yapmaya g.t isteyen bir durum….Kan görmek isteyen bu isteğinden dolayı ya kendini deşer,ya da filmlere verir kendini ya da kısa hikayeler yazar…Bazen beste yapar,bazen resim…Bu isteğini bir şekilde yaşatmak ister….Gerçek kan dökenler ise birşeyin arkasına saklarlar bu isteklerini…İlla bir sebep belirtirler…Görmek istedim ve döktüm diyen yoktur..ya da çok nadirdir….Bu içten gelir..Her zaman gelmez bu istek,geldiği an yapılır öbür türlü el titrer,korku düşer içine insanın….Filmlere çok yansımıştır zevkten kan dökenlerin hikayesi…Ya da kitaplara…

Herkes nefret etmiştir birinden…Herkesin içinden geçmiştir bir öldürme isteği…Azizlerin,evliyaların,peygamberlerin içinden bile…Ecel ile ölmek bile -eğer varsa- Tanrı’nın kendini tatmini olabilir…Kim bilebilir ki..? Kutsal kitaplar yazıyor demeyin…Kendi yazdığı kitaba bu zaafını yazmaz kimse….Bir de kader yalanı var…Ölen kişi kaderinin kurbanı olmuştur…Öldüren kişi katil..Onun kaderinde de katil olmak mı varmış…Diktatör böyle mi yazmış kaderi…Büyük bir yalan bu kader olayı…Din unsurunun en zayıf noktası…

Kendi hayatına son verenler ne düşünüyor son saniye de acaba? Nereye gideceklerini düşünüyorlar? İntihar sonrası sorunların biteceğini hissedeceklerini mi sanıyorlar acaba…Yoksa yeni bir hayata mı başlayacaklarını düşünüyolar…Ama ne olursa olsun,intihar eden,uyuşturucu kullanan bir cesarete sahiptir benim gözümde…

Bir de g.t korkusu olanlar var…Bir yaşa gelince ya öbür taraf varsa diye düşünenler…Her pazar kiliseye gidenler,sabahın 5inde namaza gidenler…Komik geliyor bana….

Ölmek nedir?Öldürme isteği nedir?Neden bazen mükemmel olacakmış gibi gelir insana..Hem ölmek hem öldürmek….

Bu yazılar bir katilin günlüğünden ya da bir dinsizin günlüğünden değil…Anlık olarak aklıma geldi ve yazmak istedim…Saçma gelebilir okuyanlara ama umrumda değil…Benim karalama defterim burası…İnsanlar okusun ve farklı zamanlarda neler hissettiğimi öğrensinler….

Rüyalar,Ödüller ve Cezalar….Bölüm3

Filed under:Kısa Öykü — posted by admin on July 13, 2007 @ 6:52 pm

İmparator’un huzurunda eğilirken bugünün sonunun hiç hayırlı olmayacağını geçiriyordu içinden…Ayağa kalktı ve anlatmaya başladı….İkiz kardeşi Costa’da yanındaydı…Ama anlatacak birşeyi var mıydı belli değildi…İmparator Antonio’nun bir sıkıntısı olduğunu anladı ve ona artık kehanetleri açıklamasını söyledi..Antonio derin bir nefes aldı ve ayrıntılara hiç girmeden ”Constantinopolis düşecek” dedi….İçinde bu rüyanın Constantinopolis leyhine olmasına dair olan o küçük umut ,İmparator karşısında tükenmişti…Tüm Constantinopolis devlet adamları bu tek cümleden sonra sessizliğe büründüler…Sonra hepsi birden konuşmaya başladı..Antonio kulaklarını kapamış,dizlerinin üzerine çökmüş,dişlerini sıkıyordu….

İmparator kılıcının kabzasıyla yere vurdu ve sessizlik gene hakim oldu…Ardından Antonio’ya bu fikre nasıl vardığını sordu….Antonio rüyasını bir bir anlattı…İşte o sırada Antonio’nun sonunu getirecek karar verilmişti…Tüm din liderleri ,Hz.İsa’nın bir müslümanın yanında nasıl yer alacağını sormaya ve tartışmaya başladılar…Aralarında bir tanesi rüyaya inanmadığını söyledi ve bunun cezasının da ölüm olduğunu….


previous page · next page


image: detail of installation by Bronwyn Lace