Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'nde Azizler, Azizeler ve Ayazmaları...

        Ayazmalar. İçilince veya temas edince, şifa bulunacağına, dileklerin gerçekleşeceğine inanılan su kaynakları... Öyle bir inançtır ki bu, her ayazma aynı anda her şeye iyi gelmez. Birinden içersiniz;  tüm bedeninize şifa olsun diye. Birinin suyunu sadece gözlerinize sürersiniz; göz sağlığınıza iyi gelsin diye. Birinden içerken dilekte bulunursunuz;  başarı için. Bazı ayazmalarda ise vücut tamamen yıkanır; bir ömür sağlık ve varlık için...

        İstanbullu Rum bir ailenin çocuğu olarak, ayazmaların önemi ve gizemi ile büyütüldüm desem yeridir. Çocukken gittiğimiz kilise ve ayazmalarda, mutlaka kafamdan bir tas su dökülür, gözlerim yıkanır veya bir yerden getirilmiş bir şişe ayazma suyu bana mutlaka içirilirdi. Gene bu ayazmalarda, hristiyan olsun olmasın, birçok insanın ümit dolu bekleyişlerine ve ritüellerine şahit olurdum  -1990'lı yılların başı olsa gerek, Kuruçeşme Ayios Dimitrios ayazmasında, o soğuk suyla yıkadıkları çocuğun bağırışları hala kulağımda. Gene aile sohbetlerinde, bir kilisenin yakınındaki herhangi bir çeşmenin veya bir evin bahçesindeki kuyunun ayazma olma ihtimalini sürekli duyardım. Geçtiğimiz günlerde gene böyle bir sohbet sırasında babam, dedemin 1930'lu yıllarda Ortaköy'de yaşadığı evin bahçesindeki kuyunun ayazma olma ihtimalinden bahsedince kollarımı Reşad Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'nde ayazmalara bakmak üzere sıvadım.

        Reşad Ekrem Koçu, bu ünlü ve yarım kalmış  eserinde dönemin İstanbul ayazmalarından sayfalarca bahsetmişti. Benim aradığım aralarında yoktu, fakat Ayia, Ayii, Ayion ve Ayios başlıkları altında sıralanmış, bir kısmı günümüze ulaşmış, bir kısmı ise toprak altında kalmış yüzlerce ayazmanın bilgisi mevcuttu. Bu ayazmaların listelenmesinin, harita üzerinde işaretlenmesinin gerekliliğini hissederek, çalışmaya başladım. Haritayı oluştururken, karşıma çıkan yüksek lisans tezi ve sempozyum notlarından, farklı kültür haritalarından ve babama sık sık danışarak sözlü tarihten (Büyükdere Ayia Fotini Ayazması'nın Sarıyer Arçelik Servisi içerisinde olduğunu başka türlü öğrenemezdim)  oldukça faydalandım. Buyrun, çalışmamın sonucu ve aldığım notlarla, Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'nde Azizler, Azizeler ve Ayazmaları...

        AYAZMA, AYAZMALAR - Kelimenin aslı Rumca olup mebruk, mübarek manasınadır. Putperestlikten hıristiyanlığa intikal ederek bir aziz veya azizenin adına bağlanmış kuyu ve pınarlardır ki, halk arasında suyunun türlü maraz ve illetlere  karşı şifalı olduğuna inanılır, ziyaret edilir; adını taşıdıkları aziz veya azizenin gününde, bu ziyaretler bir panayıra inkılab eder.

PhotoGrid_Plus_1667147627160.jpg

İstanbul Ansiklopedisi 3.cilt ve Ayazma Görselleri

        Suyun mucizesine olan inancın kökeni, ilahi dinlerin tarihinden çok daha eskidir. Bunu, Antik Yunan ve Roma döneminde ve öncesi birçok kültürde görebilirsiniz. Ayazma inancının, pagan kültüründen hristiyanlığa geçtiği rahatlıkla düşünülebilir. Reşad Ekrem Koçu da, kitabının 1505. sayfasında ayazma tanımını yaparken 'Putperestlikten hristiyanlığa intikal ederek bir aziz veya azizenin adına bağlanmış kuyu...' diyerek bu düşünceyi adeta kesinleştirmiştir.

        Reşad Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'nin üçüncü cildinde, kimi kendi ismiyle kimi ise başka bir kilise başlığı altında, İstanbul'da, 164 tane ayazma geçmektedir. Bu ayazmaların, 110 tanesi Avrupa Yakası'nda, 45 tanesi Anadolu Yakası'nda ve geri kalan 9 tanesi ise Adalar'da bulunmaktadır. Bu ayazmalar, farklı aziz ve azizelere adanmış olup isim listesi aşağıda verilmiştir:

       38 adet Ayia Paraskevi, 15 adet Ayios Ioannis, 9 adet Ayios Pandeleimon, 9 adet Ayios Nikolaos, 7 adet Ayios Ioanis Prodromos, 6 adet Ayios Yeoryios, 6 adet Ayia Fotini, 6 adet Ayios Haralambos, 6 adet Ayios Terapon, 5 adet Ayios Konstantinos, 5 adet Ayios Minas, 4 adet Ayia Efimia, 4 adet Ayia Kiryaki, 4 adet Ayia Marina, 4 adet Ayios Andonios, 3 adet Ayia Vlaherna, 3 adet Ayios Dimitrios, 3 adet Ayios Nikitas, 2 adet Ayii Apostoli,  2 adet Ayia Ekaterini, 2 adet Ayios Onofrios, 2 adet Ayia İrini, 2 adet Ayia Trias, 1 adet Ayia Anayiri, 1 adet Ayia Anna, 1 adet Ayia Evdoksia, 1 adet Ayios Vasilios, 1 adet Ayia Teodosia, 1 adet Ayia Zoni, 1 adet Ayion Trion Ierarhon, 1 adet Ayios Atanasios, 1 adet Ayios Eftimios, 1 adet Ayios Fanurios, 1 adet Ayios Ioannis Kalivitis, 1 adet Ayios Ioanis O Teologos, 1 adet Ayios Konstantinos ve Eleni, 1 adet Ayios Mamas, 1 adet Ayios Stefanos, 1 adet Ayios Strati, 1 adet Ayios Teodoros.

        Reşad Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi 3.ciltte geçen bu ayazmaları, daha kolay bulunabilmesi, unutulmaması ve araştırmacılar için bir kaynak oluşturması açısından Google Haritalar'a işaretledim. Bu haritada üç farklı renk kullandım: Yeşiller yeri kesin olanları, maviler ufak bir hata payı içerebilecek olanları ve kırmızılar ise yeri varsayımsal belirtilmiş olanları göstermektedir.

        İstanbul'daki ayazmalar şüphesiz burada belirtilenlerden çok daha fazladır. Dikkatinizi çekmiştir, yukarıdaki listede Meryem Ana'ya adanmış bir ayazma görülmemektedir. Oysa İstanbul'da Meryem Ana yani Panagia ayazmaları çoktur. Panagia, başında 'Ayia' sıfatı olmadan anıldığı için ansiklopedinin 3.cildinde yer almamıştır. Eminim ki, İstanbul Ansiklopedisi'nde 'P' bölümü olsaydı, bu ayazmalar da yer alacaktı. Bana enteresan gelen, aslında 3. ciltte yer alabilecek Dolmabahçe'deki Ayion Tessarakonta Martyron Ayazması'nın bu kitapta yer almamasıdır.

Besiktas Kırk Azizler Ayazması.jpg

Dolmabahçe Ayion Tessarakonta Ayazması Kartı - 2mi3museum.com

Roma'dan Tarabya'ya Bir Azize Gelmiş...

        Ayazma listesi incelendiğinde, Sarıyer'den Kartal'a kadar, 38 ayazma ile Ayia Paraskevi ismi dikkat çekmektedir. Peki kimdir Ayia Paraskevi? Neden İstanbul için bu kadar önemlidir?

        Azize Paraskevi'nin, Roma'da İmparator Hadrian (117-138) döneminde doğduğu düşünülmektedir. 'Cuma' anlamına gelen ismi, ona ailesi tarafından Cuma günü doğduğu için konmuştur. Ailesi de Hristiyan olan Azize Paraskevi, onların ölümünün ardından dünyevi yaşamdan vazgeçmiş ve rahibe yaşamı sürmeye başlamıştır. 30 yaşında Roma'yı terk ettiği ve şehirleri ziyaret ederek hristiyanlığı yaymaya çalıştığı rivayet edilmektedir.

PhotoGrid_Plus_1667148073171.jpg

Ayia Paraskevi ve Tarabya Ayia Paraskevi Kilisesi

        Ayia Paraskevi adına İstanbul'da çok fazla kilise ve ayazma olmasının bir nedeni var elbette. Azize Paraskevi, şehir şehir dolaştığı dönemde, İstanbul Tarabya'ya da gelmiş fakat burada İmparator Antonius Pius'un askerlerince tutuklanmış. Azizeye yöneltilen suçlama, ağzından çıkan sözlerin imparatorluğun son zamanlarda başına gelen tüm hastalıkların nedeni oldu yönündeymiş. Türlü işkenceler gören azize, sıcak yağ ve katran dolu bir kazana atılmış, buradan kurtulunca da cadı ilan edilmiş. Bu suçlamanın üzerine, Paraskevi, kazandaki sıcak sıvıyı Antonius Pius'un yüzüne sıçratmış ve onu kör etmiş. Rivayete göre, Antonius Pius azizeye yalvarmış ve Paraskevi onun gözlerini iyileştirmiş. İşte bu yüzden Ayia Paraskevi ikonalarda elinde bir çift gözle resmedilir ve körleri iyileştirdiğine inanılır. Göz hastalıklarından muzdarip inananlar, Ayia Paraskevi ayazmalarında gözlerini yıkar ve şifa beklerler. Antonius Pius bu mucizeyle Paraskevi'yi affetmiş fakat Paraskevi'nin hikayesi burada bitmemiştir. Marcus Aurelius döneminde gerçekleşen salgının sebebinin, hristiyanların Roma tanrılarını kızdırdığı olarak düşünülmüş ve azize tekrar tutuklanmış. Bir başka mucize ile tekrar serbest kalan azize, daha sonra Tarasius isminde Romalı bir yetkili tarafından tutuklanmış. Apollon Tapınağı'na getirilen azize bir başka mucize ile tüm pagan sembollerini kırsa da, Tarasius bu mucizeden etkilenmekten çok kızmış olacak ki, azizenin kafasını kestirmiş. Azizenin, hristiyanlık yolunda çektiği işkenceler ilk İstanbul'da başladığı için olsa gerek, bu şehirde onun adına birçok kilise ve ayazma mevcuttur.

Sarıyer Kocataş'ta Bir Ayazma...

        İstanbul Ansiklopedisi'nde geçen ayazmaları incelerken Sarıyer'deki ayazmalardan bir tanesi beni çok şaşırttı. Sadece beni değil, doğma büyüme Sarıyerli olan babamı ve annemi de... Bu ayazma Ayios Terapon isminde bir azize adanmıştı. Fakat bizi şaşırtan, ayazmanın Sarıyer'in ünlü Kocataş Menba Suyu'nun bahçesinde olmasıydı. Büyükdere'den Sarıyer'e doğru giderken, Sarıyer merkezin girişinde, Mesarburnu isimli yerde yer alıyordu Kocataş Fabrikası. Ben fabrikanın faal olduğu dönemi hatırlamıyorum, ama duvarındaki çeşme gözümün önünde. Ailem fabrikayı, burada üretilen kolayı, gazozu, şişelenen suyu çok net hatırlıyor. Fakat burada bir ayazma olduğunu ailem, ne burada yaşayan atalarından ne de başkasından duymuş.

PhotoGrid_Plus_1667148770435.jpg

Kocataş Yalısı, Fabrika Tabelası ve Kocataş Gazoz Reklamı

        Şöyle geçiyor İstanbul Ansiklopedisi'nde:

Ayios Terapon Ayazması: Sarıyer'de, Mesarburnu Caddesi'nde, Kocataş menba suyunun bahçesindedir. Ağzı 35 santim çapında derin bir kuyudan ibarettir. Üzerinde bulunan tonoz bir yapı 1935 yıllarında yıktırılmıştır. Metruk bir haldedir.

        Reşad Ekrem'in ansiklopedisinde geçen Kocataş Menba Suyu bahçesi ( daha sonra buraya Kocataş Kola Gazoz Fabrikası inşaa edilecektir) , bir dönemin ünlü Kocataş Yalısı'nın bahçesidir. Kocataş Yalısı, 1900 yılında Abdurrahman Nurettin Paşa tarafından Mimar Sarkis Balyan'a yaptırılmıştır. Yalı yıllar içerisinde birçok kez el değiştirir ve en son Necmeddin Molla tarafından satın alınır. Kocataş ve Ayios Terapon Ayazması'nı araştırırken, önemli bir ayrıntıya, 'Başka Mecra' websayfasında Kocataş ile ilgili bir yazıda rastladım. Yazıda yalının Necmettin Molla tarafından 1929 yılında satın alındığı, hatta 1932 yılında da Necmettin Molla'nın burada Mustafa Kemal Atatürk'ü ağırladığı yazıyordu. Benim esas aradığım detay ise yazıdaki şu cümlede gizliydi:

      '... Necmeddin Molla’nın bahçesinde gezinirken denk geldiği kaynak suyu, onun sonradan aldığı soyadıyla, Kocataş Suyu’dur. '

        Necmeddin Molla'nın denk geldiği kaynak su, muhtemelen Ayios Terapon Ayazması'ydı. Bu ayazma çok yüksek ihtimalle, bulunduğu bahçenin Kocataş Menbaa Suyu tesisine dönüştürülürken yıktırılmıştı. Ardından tesis fabrikaya dönüşmüş ve burada kola ve gazoz da üretilmeye başlamıştı. Ayios Terapon Ayazması'nın, uzun yıllar boyu binlerce haneye, su, gazoz ve kola olarak girdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

        Ayios Terapon Ayazması 1935'te yıktırılmış. Peki Kocataş Yalısı ve Fabrikası bugün ne durumda? Onların da akıbeti ayazmadan farklı değil. Bugün yalının ve fabrikanın olduğu yerde büyük bir otel mevcut. Sarkis Balyan'ın mimarlık eseri fotoğraflarda, Kocataş'ın suyu, gazozu ve kolasının tadı da içenlerinin damağında kaldı...

Bir Antik İstanbul Tapınağı'ndan Ayazma'ya...

        Geçtiğimiz yıl Dionysos Byzantios'un ''Boğaziçi'nde Bir Gezinti'' başlıklı kitabını okumuş, çok etkilenmiş ve bu kitapta geçen Antik İstanbul Tapınakları'nın bir haritasını çıkarmıştım. Bu haritayı çıkartırken de kendime, bu tapınaklara ne olduğunu sormuştum. Farklı inançların bu şehre dönem dönem gelmesiyle şekil mi değiştirmişlerdi? Bu kutsal alanlar, önce ayazmalara, kiliselere ardından da camiilere, türbelere mi dönüşmüştü?

        İstanbul Ansiklopedisi, 3.cilt sayfa 1571'in sonuna geldiğimde çok kısa açıklamalı bir ayazma ile karşılaştım. Açıkçası, Neoklis Sarris tarafından yazılmış bu kısa açıklama beni hüzünlendirmedi değil. Şöyle diyordu:

 

Ayios İoanis O Teologos Ayazması: Baltalimanında, Boyacıköy sırtlarında aynı adı taşıyan kilisenin harabesindedir, kayda değer hususiyeti yoktur.

        'Kayda değer hususiyeti yoktur'... Kayda değer bir hususiyeti olmalıydı. Nasıl bir yapıydı, nasıl bulunmuştu, kimlere şifa vermişti, neden bu azize adanmıştı....? Ardından, bu ayazmanın içinde olduğu söylenen kilisenin açıklaması geliyordu. Sadece ilk iki cümlesini sizlerle paylaşıyorum :

Ayios İonis* o Teologos Rum Ortodoks Kilisesi - Baltalimanında, Boyacıköy sırtlarında bir harabedir. Romalılardan kalma bir Ekati mabedi üzerine kurulmuş bir Bizans yapısıdır... (*Kitapta İoanis, İonis olarak yanlış yazılmıştır.)

        Kayda değer bir hususiyeti varmış demek. Öyle bir hususiyet ki üstelik, okuduğum an beni Dionysos Byzantios'un kitabına götüren türden. Ekati mabedi üzerine inşaa edilmiş bu kilise, yani Hekate Tapınağı'na. Dionysos Byzantios'un 1900 yıl evvel aynı noktada, '' Kyparodes'ten sonra kaya üstünde yer alan Hekate Tapınağı gelir'' diye bahsettiği yere... Demek ki bu kutsal alanlar gerçekten de, ayazmalara, kiliselere, camiilere, türbelere dönüşmüştü.

Ortaköy'deki Kuyudan Koçu'nun Ayazmalarına...

        Yazımın kapanışını, bu araştırmaya vesile olan hikayeyi sizlerle paylaşarak yapmak istedim. Ben dedemden canlı canlı dinlemiştim bu hikayeyi. 1930'lu yıllarda, dedemin Ortaköy'de doğduğu evin bahçesinde bir kuyu varmış. Geceleri bu kuyunun içinden gürültülü bir yürüyüş sesi gelirmiş. Akıllara ilk bunun paranormal bir vaka olabileceği gelmiş. Çağırmışlar papazları, hocaları... Sesler kesilmemiş, her gece devam etmiş. En sonunda itfaiyeden birini indirmişler kuyuya. Elinde bir çift demir çizme ile çıkmış adam dışarıya... Dedem çizmeleri gördüğünü söylerdi, buranın da mutlaka ayazma olduğunu. Ben ise böyle bir olayın kayıtsız kalmış olabileceğine inanamıyorum.

        İstanbul Ansiklopedisi üçüncü ciltte, dedemin Ortaköy'deki evine denk gelen bir ayazma bulamadım. Belki ayazma değildi; belki de basılamayan ciltlerde geçiyordu burası ya da hiç yazılmamıştı. Ama düşünsenize ne güzel olurdu şöyle yazılmış olsaydı; ''Ortaköy Dereboyu Caddesi'nde, Ermeni Kilisesi'ne yakın taş bir köşkün bahçesinde, yuvarlak derin bir kuyudan ibarettir. Geceleri sesler gelmesi üzerine, içerisinden bir çift demir çizme çıktığı rivayet edilir. En son metruk bir haldeydi.'

         Her ne kadar burada bir ayazma bulamamış olsam da, 164 tane ayazmayı kesin ve olası yerleriyle dijitale taşımış olmanın mutluluğunu ve tatlı yorgunluğunu yaşıyorum.  Ayazmalar harita üzerinde yerleştirilirken,  Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'nde yer alan Hakkı Göktürk'ün tariflerinden, Melek Ordu'nun ' Tarihi Yarımada Alan Yönetim Planı Kapsamında Ayazmalar ve Su Kültürünün Ele Alınmasına Yönelik Bir Değerlendirme ' başlıklı yüksek lisans tezinden, Aynur Öretmen'in 'İstanbul Ayazmaları ve Balıklı Ayazma' yüksek lisans tezinden ve babam Stavros Vafiadis'in kent bilgisinden

 ( sözlü tarihin önemi! ) yararlanılmıştır. İlgilisine faydalı olması dileğiyle...

Not: Bu ayazmalardan bildiğiniz, yanlış yere konumlandırıldığını düşündüğünüz var ise lütfen çekinmeden irtibata geçiniz.

30 Ekim 2022

Yazan: Dimitri Daravanoğlu

Kaynakça:

1-) İstanbul Ansiklopedisi Üçüncü Cilt, Reşad Ekrem Koçu, İstanbul 1960

2-) https://www.saintbarbara.org/our_faith/iconography/saint_paraskevi

3-) https://www.sariyertimes.com/genel/kocatas-yalisi-ataturkun-sariyerde-halkla-bulustugu-yer/

4-) https://baskamecra.com/featured/kocatas-bogazicinin-bilinmeyen-koyu/

5-) https://manifold.press/mesrubat-tarihinde-bir-cevelan

6-) https://www.2mi3museum.com/cities

7-) https://www.2mi3museum.com/legends-strange-stories

8-) https://www.2mi3.com/kutsalistanbul

9-) Tarihi Yarımada Alan Yönetim Planı Kapsamında Ayazmalar ve Su Kültürünün Ele Alınmasına Yönelik Bir Değerlendirme, Melek Ordu, 2021, Istanbul

10-) İstanbul'un Ayazmaları ve Balıklı Ayazma, Mimar Aynur Öretmen, 1997